İflah Olmaz İyimserlik Halleri

Sunday, December 26, 2010

Under the harvest moon

"Love, with little hands,
Comes and touches you,
With a thousand memories,
And asks you,
Beautiful,
unanswerable questions."
- Carl Sandsburg

Monday, November 22, 2010

Bazen...

Bazen de, en zor anlayanlar en yakınımızda olanlardır...

Thursday, July 15, 2010

Sunday, May 23, 2010

Her şey onun bir parçası...

"....Ne garip, romansta her zaman iki kişi bulunduğunu düşünürüz. Oysa yalnızlık romansı çok daha leziz ve yoğun olabilir. Yalnızken dünya bize kendini özgürce sunar. Maskesinden sıyrılmak için başka seçeneği yoktur.
Haliyle çok yağmur yağıyordu..........
AŞK, kalıcı olacaksa ayaklarının ıslanmasına hazırlıklı olmalıydı."

-Ağaçkakan / Tom Robbins

Wednesday, February 10, 2010

Fairy tales or bug-aboo??

The way we were and the way we are now....

There for tomorrow,
I can't decide....

Thursday, February 04, 2010

break... break...

"... Remember when break was a good thing? Spring break, coffee break.. Now it is break up, break down.. It keeps getting worse.” —Carrie Bradshaw

Maybe we should just do some BREAK dance and BREAK THROUGH...

Break.. break... Can you hear me out there???

Monday, January 18, 2010

Kronik Cambaz Vakası

Ben artık İstanbul’u ‘bekar kadınların amazonlaştığı, bekar erkeklerin de hint kumaşı gibi nimetten sayıldığı yedi tepeli bir pinokyolar diyarı‘ olarak tanımlıyorum. İlişki kurabilmek de yürütebilmek de sürekli hüner gerektirdiğinden, bu devirde hepimiz birer kronik cambaz sayılabiliriz aslında... İşte bu adeta sirk cambazlığı hallerine bir de hızlı gıda kıvamında, hızla tüketilen ‘sensiz olmaz’ masalları eklenince hazmı zor tecrübelerden oluşan gereksiz ağırlıklar birikiyor bünyelerimizde... İlişkiyi sürdürebilmek adına yapılan cambazlığın da bazı aşamaları oluyor diye düşünüyorum… Örneğin ilk tanışma zamanında Romantik Cambaz iken ilerleyen zamanlarda Üstünlük Savaşçısı Cambaz’a, ardından İstikrarlı Cambaz durumuna ve bunun sonucu olarak Bağlı Cambaz aşamasına geçebiliyorsunuz. Eğer ilişkiniz hala devam ediyorsa son aşama olarak BİZ cambazlığı geliyor ki, işte BİZ diyebilen cambazların o noktadan sonra oyunlara da ihtiyacı kalmıyor belki de…
.................
Oyunlar, çizgi filmler, çocukluğa dair ne kadar kavram varsa cazip geliyor bana.. Bazen hayatın çizgi filmlerdeki gibi olmasını o kadar çok istiyorum ki! Tom ve Jerry’nin onca başına gelene rağmen hiç hasar görmemiş gibi aynı kovalamacaya devam edebilmeleri... Ya da favorilerimden olan hamur gibi şekilden şekle giren ‘’Tontonlar’’ı hatırlıyorum. Tek bir sloganla istedikleri modele bürünebilmelerini büyük bir hayranlıkla izlerdim o zamanlar. Hatta ruh halimi değiştirmek için sık sık kullandığım bir şakaya dönüşmüştü o meşhur ‘’Hop hop değiş tonton! ‘’ sloganı…Mutsuzluğun dipsiz kuyularında kaybolduğum zamanlarda içimdeki iflah olmaz iyimser çocuğu çağırırım bu sloganla. Ama işte yedi tepeli pinokyalar diyarında Amazonlar ve Hint Kumaşları karşı karşıya gelince tek bir seçenek kalıyor bizlere de:

“Kronik cambaz olmak veya olmamak, işte bütün mesele!“

Tuesday, October 28, 2008

Who's the Goofy Goober???


"Anyone and everyone, we're all Goofy Goobers. You may think you're all sophisticated and cool and have nothing to do with "Goofy Gooberness" but on the inside you're a kid and one of the many Goofy Goobers around the world. Join your fellow Goofy Goobers and ROCK! "
- From the Urban dictionary

Friday, August 22, 2008

Devil in disguise?..


Walk like an angel,
Talk like an angel,
Look like an angel...

But do you feel like an angel?..

Saturday, March 29, 2008

Dedicated to my loved ones...





If I die someday and you will come to my grave...



Do not stand by my grave and grieve.
I am not there, I did not leave.



For I’m that distant shining star.
I’m all around you, never far.

I am the sparkle in children’s eyes.
I paint the blue in the autumn skies.
And in those cool sweet summer eves,
I hide in the shadows the sunshine weaves.



DO NOT STAND BY MY GRAVE AND CRY,



BECAUSE I'M NOT THERE, I DID NOT DIE ...









-from the poem "I did not die "by Rosalie Ferrer Kramer

Friday, January 25, 2008

Let's listen to the song ONCE AGAIN...


'' I've been searching a long time

For someone exactly like you

Ive been travelling all around the world

Waiting for you to come through.

Someone like you makes it

All worth while

Someone like you keeps

Me satisfied.

someone exactly

Like you. ''


-Van Morrison / ''Someone like you lyrics''

Tuesday, December 18, 2007

Patates yılımız kutlu olsun!


Yılın bu döneminde extra duygusallaşıyorum nedense... Her türlü özel gün ve seremoniye düşkünlüğümden belki... Belki de bütün bu özel zamanların en çok sevilenlerle paylaşılması gerektiğine olan inancımdan... Uzakta olan sevdiklerimi daha bir çok özlüyorum sanki .. Bir kere gerçekten sevdi mi yürek, kendini koruyacak duvarlardan yoksun, özlem bile darbe etkisiyle acıtabiliyor, derin derin yakıyor... Sonra yeni yılı düşünüyorum ve bir umut bu sefer herşey farklı olacak, daha az özlem çekilecek diyorum kendi kendime.. Yeni bir yıl, yeni bir başlangıç, yepyeni hayaller çünkü... Beklenti listemin uzunluğuysa, her zamanki gibi Santa Claus'u istifaya teşvik edecek kıvamda... Ve tam 2008 nasıl bir yıl olacak acaba diye düşünürken Birleşmiş Milletler'in açıklamasının haberini okuyorum: "2008 yılı Uluslararası Patates yılı ilan edilmiştir."


Son günlerde dostlar arasında bir patates muhabbetidir dönüyor vaziyetteyken, gelecek yılın patates yılı ilan edilmesi haberi bir işaret olabilir mi diye düşünüyorum... Patates... Diğer bir adıyla Solanum tuberosum. Patlıcangiller familyasından yumruları yenen otsu bir bitki türü. Bitkinin toprak altında kalan yumruları “patates” olarak biliniyor. Çok sevdiğim dedem ziraat mühendisi olmasına ve bütün bunları zevkle defalarca anlatmasına rağmen, yine de wikipedia aracılığıyla tazeliyorum hafızamı... "Bu yumrular nişasta bakımından zengin olduğundan önemli bir besin maddesidir. Patateste nişastadan başka belli bir oranda protein de bulunur; nişasta %20, protein %12'dir. Besin değeri 95 kaloridir. Bitkinin toprak üstü kısımlarında zehirli alokolitler bulunmasına karşılık yumruları zehirli değildir. Ancak çimlenmiş patateslerde de bu alkoloitler teşekkül ettiğinden zehirlenmelere sebebiyet vermektedir. Patates dış kabuk rengine göre sarı ile kırmızı, etine göre beyaz ve sarı olarak ayrılır. Sarı patates makbuldür." Bu özelliklerinin yanısıra şeker hastalarına ve akşamdan kalma hallerde midesini bozmuşlara son derece faydalı olan patates, karaciğer şişkinliğini önleyerek susuzluğu da giderebiliyor.
İyi ama patatesten başka da yararlı sebzeler dururken "Neden patates yılı?" denmez mi şimdi?! BM'nin açıklamasına göre bu yıl, patatesin zirai ve genel anlamda önemine dikkat çekerek, açlık, sefalet ve çevreye tehdit niteliğindeki birtakım global sorunları işaret edecekmiş... Son yirmi yılda dünya nüfusunun hızla artışı ve bunun %95'nin gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşmesi gelecek nesiller için su ve toprak sorunlarının yanısıra gıda probleminin de varolacağını gösteriyor. Diğer yandan vatanı olan Güney Amerika'da 8 bin yıldır yetişen patatesler, karbonhidrat zenginliğiyle önemli bir enerji kaynağı. Bunu noktada büyüklüğü ve lezzetleriyle meşhur Idaho patateslerini de unutmamak gerekiyor tabii... Ülkemizde özellikle Eskişehir Alpu'da yetiştirilen patatesler bilinse de benim aklıma bir Metin Akpınar skecindeki "Adapazarı papatesleri bile bozuldu" isyanı geliyor... Felaketler, açlık, sefalet derken içim kararıyor... Aslında kaç defa daha yeni yıl heyecanı yaşanır bu dünyada bilemiyorum. Çocukluğuma dönmek istiyorum... Küresel ısınmadan habersiz, patateslerden oyuncaklar yaptığımız o zamanlara... Patates baskılar ve origamilerle geçirdiğimiz günlere... Sokaktan geçen satıcının "Patates geldi hanıııımmmmmm!" bağrışmalarının olduğu mahallemize... Henüz McDonald's patatesleriyle tanışmamış olduğumuz ve sadece annelerimizin kızartmalarıyla beslendiğimiz döneme... Belki 2008'in patates yılı ilan edilmesi özlemle andığım o zamanlara bir yolculuk şansıdır...Herkesin birbirine yardım ettiği, "aman bize bulaşmasın" korkusundan eser olmadığı zamanlara bir yolculuk...
Sizi bilemiyorum ama benim canım şu anda haşlanmış patatesleri ezip, üzerine beyaz peynirle yemeyi çekiyor! Ve umutla yeni yılın güzel şeyler getireceğini düşünürek, en lezzetlilerinden bol patatesli nefis bir yılbaşı diliyorum herkese!
Patates yılımız kutlu olsun!


Not: BM'nin kararıyla ilgili daha detaylı bilgi için http://www.potato2008.org/ web adresini ziyaret edebilirsiniz.
--------
BAZ dergisi- Aralık ayı yazımdır.

Friday, November 23, 2007

Kimse bir hiç olmak istemez. Ama...


Alice Harikalar Diyarı'na varmıştır. Kral ile tanışmaya gider ve kral ona ''Alice buraya gelirken yolda bir haberci ile karşılaştın mı?'' diye sorar.

Alice, '' Hiç kimseyi görmedim '' der.

Kral der ki '' Hiç kimse ile karşılaştıysan, neden hala buraya gelmedi?''

Alice'in aklı fena karışır ve '' Siz beni yanlış anladınız. Hiç kimse , kimse değildir'' der.

Kral '' Hiçkimsenin kimse olmadığı aşikar ama nerede kendisi? Şimdiye kadar buraya varmış olmalıydı. Bu hiç kimsenin senden yavaş yürüdüğü anlamına geliyor'' diye cevap verir.

Ve doğal olarak Alice pek sinirlenerek '' Hiç kimse benden hızlı yürüyemez '' diye çıkışır krala...

Kral '' Bu doğruysa o zaman neden hala gelemedi?''

Ve sohbet bu şekilde devam eder...


Kimse bir hiç olmak istemez ama herkes birer hiçkimsedir.

Hiçkimseyi bulabilenlerse sadece ''Tekbaşınalığa'' erişebilenlerdir...

- Osho'dan

Thursday, October 11, 2007

When did it get all complicated?...


I remember being a happy sailor in these seas... I also remember the storm that hit me... And I don't remember the rest...
Now I really wonder when it got so complicated like this and we all forgot how to sail...

Thursday, October 04, 2007

Once upon a time...




There was a Smurfette living in a far away land... One morning she woke up and realized that all the world is a stage and decided to play along... Since then she's been living in the lalaland, happily ever after!..

Saturday, September 29, 2007

Sometimes in life you just need to know when to let it go...



When the time has come, you have to let it go...
Otherwise it's gonna keep hurting you.
You should remind yourself that if it was meant to be, love would have conquered all... but if it's still not happening and you're witnessing that PEOPLE has moved on already, just let them go and be cool about it...
Read this out loud, so I can hear it, too :))

Monday, September 17, 2007

Eloisa to Abelard

How oft, when press'd to marriage, have I said,
Curse on all laws but those which love has made!
Love, free as air, at sight of human ties,
Spreads his light wings, and in a moment flies,
Let wealth, let honour, wait the wedded dame,
August her deed, and sacred be her fame;
Before true passion all those views remove,
Fame, wealth, and honour! what are you to Love?
.............

poem by Alexander Pope

Friday, September 14, 2007

You've been the one for me...

It may be over but it won't stop there,I am here for you if you'd only care.
You touched my heart you touched my soul.
You changed my life and all my goals.
And love is blind and that I knew when,
My heart was blinded by you.
I've kissed your lips and held your head.
Shared your dreams and shared your bed.
I know you well, I know your smell.
I've been addicted to you.
.......................

You have been the one.You have been the one for me.

http://www.youtube.com/watch?v=wVyggTKDcOE

Tuesday, September 11, 2007

Passion or Obsession???


I really wonder what's the difference between Passion and Obsession...
Some say obsession is a negative passion,
And some believe passion is the reason for obsession.
Seems like there's a thin line where I'm standing at the moment in my life.
I'll either burn myself with passion,
Or lost in my obsession...

Thursday, August 23, 2007

Once upon a time...


There were two witches living in a far away land... This land had a sultan... One day sultan wanted witches to create a spell which can attract everywomen. The smartass witches openned their spell book and called the famous M.M.M; mysterious man from mars. MMM was driving a van full of a magical taste. And since then everywomen is affected by this spell and goes after this magical taste. They called it magic, I call it CHOCOLATE!

Wednesday, August 15, 2007

The power of Harmony


''Aiki is the power of harmony,

Of all beings, all things working together.

Relentlessly train yourself-

Followers of the Way. ''

- Master Ueshiba

Thursday, July 26, 2007

I'm one of those lucky people when it comes to family members...


I have the best auntie in the world! A great friend, sister, mother, teacher and so many other wonderful things that she's; I'm so thankful!

Wednesday, July 25, 2007

Mizaru, Mazaru, Mikazaru


"see no evil, speak no evil, hear no evil ''

Friday, July 13, 2007

‘’ Ugh! Rüzgarın Kızı Deli Balta! ‘’



Bir baltaya sap olmama isyanlarında, sıcaklarla beyin haşlama olduğum şu günlerde, bir tatlı huzur özlemindeyim… Kalbin eskiye takılıp kalsa n’olur ki, eski seni kalbinden attıktan sonra?.. ‘ En iyisi mi ben biraz daha battı balık burcu yan gider misali duygusallığımın diplerinde gezineyim, ara ara da yukarılara çıkıp rüzgar gibi eseyim…’ derken BurgazAda mucizesi, geleneksel kostüm party çağrısını işitiyorum ve ‘’Hah işte! Ugh!’’ çığlıklarıyla kendimi vapur iskelesine atıyorum! Amanın bu kalabalık da ne böyle?! Yalova ve adalar toplu halde tek vapura toplanmış denize dökülmeyi bekliyorlar. Baltam biraz daha keskin olsa belki… ama en keskin olmayan keskin görünümlü deli baltayım ben, bir şey yapamam ki, baltamı deli gibi sallamaktan başka! Susuyorum oturuyorum ve üzerine bir şişe soğuk su içiyorum. E tabii o kadar çok deli var ki artık ortalıkta, deli, delileri görünce sopasını, baltasını ve başka neyi var neyi yoksa saklıyor bugünlerde. Saklamazsa delirtirler insanı işte böyle! Şimdi efendim çok sevdiğim, izlerini her yerde sürdüğüm bir aile yaşar yaz mevsiminde BurgazAda’da. Çeşitli üstünlükleriyle bu dünyadan olmadığına karar verdiğim Kakınç ailesinin her yıl gelenekselleşmiş kostüm party organizasyonu, yakın çevrelerindeki biz müritleri için vazgeçilmez olmuştur. Bu yıl ‘düşlerinde neysen öyle gel’ fikrinden hareketle hareketlenen party’de, evsahibesi rol modelim Zeynep Kakınç modern Pocahontas’ın izinden giden bir Rüzgarın kızı deli balta idim ben de! Kelime dağarcığım pek geniş değildi aslında ama nedense ‘’Ugh!’’ deyip kadeh kaldırmam yeterli oldu herkesle kaynaşmaya… Aslında şeytana pabucunu ters giydiren kırmızılı kadının şerrinden korkup, İspanyol güzelinin cazibeli gülücüğüne sığınabilir, meleklerin kanatları altında, hippilerle barış dansı yapabilirdim. Ama Amerikanlar eskidi bunlar Turkish kovboylardan, Arap prenslerine, Zorro’nun pelerinin altından, NewYork’lu bir Hint prensesine, ellerinde ciğerlerle dolaşan cerrahlardan, Barok dönemi düşesine bir kalabalıkla karşılaşınca, cadı hatunların süpürgelerine yakın durmayı yeğledim. Arada bir baltamı sallamaktan dolayı da gecenin ‘’En vahşi’’ kostümü seçildim. Her kostüme her keseden ödüllerin dağıtıldığı gecede ikramlarda yok yoktu! E biz Kızılderili çadırlarımızda görmemişiz böyle ağırlama, alkolün etkisiyle biraz ağırlaştık haliyle… Ama bilenler bilir, Burgaz Ada’nın havasından mıdır suyundan mıdır, adaların en özelinde olduğunuzu hissettirir insana! Party bitti, gece gitti ama benim rüzgarım dinmedi bu sene! Eteklerimi havalara uçuşturan bir deli rüzgar gibi esmekte, baltamı şimdilik gizlemekteyim. Bir dahaki seneye olacak partiye kadar da çıkarmak niyetinde değilim. Kesilmesi gereken göbek bağlarının inceldiği yerden koptuğunu da gördükten sonra zaten gam yemem ki ben! E hadi o zaman hep birlikte deli bir yaz olsun herkese! Ugh!


-BAZ dergisi Ağustos ayı yazımdır. Devamındaki foto görselleri için bayinizden istemeyi unutmayınız:)

Wednesday, July 11, 2007

Tek yönlü "bir"lere...

"- Bir'in bir olması mümkün müdür? Parçalara ayrılabilir mi? Birleşik mi?
-Hayır! "Bir" yalın, arızasız, engelsizdir ve de parçalara ayrılamaz.
-Öyleyse bir nasıl iki olur? Bir'in niçin iki yönü vardır?
- Bu iki yönün bir ikrar, diğeri inkardır. İnkar, ikrarın gölgesidir. Bu yüzden aslında bu iki yönün hakikatı birdir. Eğer bir tek yön olsa, o zaman ikilik olabilirdi."

Wednesday, July 04, 2007

Open hands, open hearts, open minds....


This is the hardest of all: to close the open hand out of love, and keep modest as a giver.
Friedrich Nietzsche

Monday, July 02, 2007

Wednesday, June 27, 2007

Aşk... Özgürlük... Tekbaşınalık...


''Hindular der ki başka bir olasılık yok; sadece kendini sevebilirsin. Ve Yunanlılar der ki kendini sevmen mümkün değil çünkü bunun için en az iki kişi lazım.
Bana sorarsanız ben hem Hindu hem Yunanlıyım.
Bana soracak olursanız aşkın çok çelişkili bir olgu olduğunu söylerim. Çok çelişkili bir olgu. Onu tek bir kutuba indirgemeye çalışmayın; her iki kutuba da ihtiyaç var. Diğerine ihtiyaç var, ama derin bir aşkta diğeri kayboluyor. İki aşığı izlerseniz, onlar hem iki hem tek kişi. Aşkın çelişkisi bu, güzelliği de bu. Evet, iki kişiler, iki kişi; ve aynı zamanda iki kişi değiller, tek kişi onlar. Eğer bu teklik yoksa aşk mümkün olmaz. Aşk adı altında başka bir şey yapıyor olabilirler. Hala iki kişi iseler ve aynı zamanda tek kişi olmuyorlarsa, o zaman ortada aşk yok. Ve eğer tek başınaysan ve başkası yoksa, o zaman da aşk mümkün olmaz.
Aşk çelişkili bir olgudur. Başta iki kişi gerekir, ve sonunda tek olarak varolmak için iki kişiye ihtiyaç olur. Bu en derin muammadır; en karışık bilmecedir.''
-Osho'dan

Monday, June 25, 2007

Taste and enjoy...Coffee in the tea cup!


Sometimes there's good news and sometimes bad...
Some say it's healthy and some the opposite...
I sometimes might be holding a tea cup
But my choice would always be the same...
For the love of coffee,
I sure taste and enjoy!

Sunday, June 24, 2007

King's College, Aya Irini, Hunkar & the Sultan...



Was it once upon a time?...

Was it you or was it me?...

Was it the place or the music?...

Whatever it was that shall be a surprise...
Call the janissary and play the requiem for this dream...



Friday, June 22, 2007

I wish I were a walnut tree...


'' Walnut is the common name given to twenty species of deciduous trees in the genus Juglans, of which six species are native to the United States. The black walnut, Juglans nigra, which is native to Virginia, grows from Maine west to southern Michigan and south to Texas and Georgia.
Black walnut is the tallest of the walnuts, with the potential to reach 100 feet. The compound leaves of walnuts are spaced alternately along the branches. Each leaf is divided into an odd number -- usually from 7 to 23 -- of small yellowish green leaflets. Walnuts are monoecious, with male flowers borne in long, unbranched, drooping catkins and female flowers borne singly or in short spikes. The walnut fruit is a nut, borne singly or in pairs, and enclosed in a solid, non-splitting green husk. The edible, oil-rich nut kernal is enclosed in a thick, hard, ridged, black shell. Black walnut heartwood is heavy, hard, strong, and durable, with a chocolate-brown color prized by furniture manufacturers and many leaf is divided into an odd number -- usually from 7 to 23 -- of small yellowish green leaflets. Walnuts are monoecious, with male flowers borne in long, unbranched, drooping catkins and female flowers borne singly or in short spikes. The walnut fruit is a nut, borne singly or in pairs, and enclosed in a solid, non-splitting green husk. The edible, oil-rich nut kernal is enclosed in a thick, hard, ridged, black shell. Black walnut heartwood is heavy, hard, strong, and durable, with a chocolate-brown color prized by furniture manufacturers and many other industries.''

Thursday, June 21, 2007

Melting down...


"There's a melt down in the sky
There's a new day comin' and I don't know why
There's a tear stuck in my eye
There's a new day comin' and I don't know why"
-Aerosmith

Saturday, June 02, 2007

"Bekleme" derken gercekten beklememem gerekiyormus demek ki....

"Sana yeniden, tekrar tekrar, üstüste, hep ve sonuna kadar aşık olmak istiyorum." diye baslayan bir sesi dinliyorum... Sonuna ne zaman geldik ya da geçtik bilemiyorum... Ama çok özlüyorum... Zamanin geriye sarma tuşu olsa... VE ben o zamanda senin yanında kalsam.

Wednesday, May 30, 2007

Life is either a daring adventure or Nothing!

As says Helen Keller... I don't feel like daring any adventure nowadays so basically I'm in an empty hole trying to figure out how the hell I fell in here!
I saw a movie called ''Cashback'' last night which suppose to be uplifting for broken hearts.... The movie was very well done, artistically directed by Sean Ellis and giving the wonderful message of ''Life is what you make out of it''. Unfortunately my mood of blues did not get brighter but dark instead...
The main character is dumped by his girlfriend and develops insomnia. He starts to work at a supermarket to turn his extra hours into cash. And then bam! He falls inlove with the cashiergirl! Even though the story was told really nice and director's way of telling the audience ''there's always hope'' was impressive, I still do not wanna think that way... If you can fall inlove over and over, then what's point?... The sentence of ''I love you'' should and can only mean something if you do not waste it... Special someone deserves special something...
At this point in my life I'd like to freeze time as the main character did in the movie...
Until I dare....
Dare to love again. If possible.
Or get lost in the nothinghill as if I already had gotten everything....

Monday, May 28, 2007

Play that note again...

Even though nobody hears nor listens to this beautiful music, you should keep playing...

Thursday, May 24, 2007

Watch out ladies!..

Macho doesn't prove mucho. ~Zsa Zsa Gabor

Tuesday, May 22, 2007

Like the sun glasses...


I wish I had some kind of protection for my soul...
Keeping me safe against all the negativity.
I wish I were sun glasses...
Nothing to worry at all !

Monday, May 21, 2007

Shhhhh!!! Tiger Lillies!


''I'm bang, bang, bang, bang, bang, bang, bang, bang, banging in the nails!!! ''

Monday, May 14, 2007

Yesterday... Tomorrow... Today!!!


Tomorrow is not promised to anyone,

young or old alike,

And today may be the last chance

you get to hold your loved one tight!!!

Anne'ciğim seni ben ciceklerden yemisten....



Herseylerden cok severim!!!
İyi ki varsin ve yanimdasin!

Friday, May 11, 2007

Where are you going?...


Where are you going? where do you go?
Are you looking for answers to questions under the stars?
If along the way you are growing weary, you can rest with me
Until a brighter day and you're OK...

Wednesday, May 09, 2007

Bells are ringing...

And yet I'm still standing on my feet!!!

Monday, May 07, 2007

hello....


Conversations go over my head

Isolation has an ugly face

Surround me with your love

Understand me

I need you now

Tuesday, May 01, 2007

Monday, April 30, 2007

you make me sick....


Can't..no no no

Oh, you make me sick

I want you and I'm hatin it...hatin it...hatin it

Thursday, April 26, 2007

Cunun Vadisi'nin arayışında....


- Eee, nerede bu vadi?
- Heryerde.
- Anlamadım.
Filibeli Ahmed Hilmi'nin A'mak-ı Hayal'inden...

Wednesday, April 25, 2007

Ucmakdere ... Ucmakdere!!!!



Gelmek istersen bu yere,
Aşacaksın dağ tepe dereeeeeeeeeeee:)))))